Ankilozan Spondilit Nedir? Kimlerde Görülür?

Ankilozan Spondilit Nedir

Ankilozan Spondilit Nedir?

Ankilozan spondilit, omurgada iltihaba neden olan kronik bir romatizmal hastalıktır. Toplumda  neredeyse her yüz kişiden birinde görülür. Hastalığın temel etki mekanizması, omurga çevresi elastik yapıların romatizmal ve iltihaplı bir süreç ile esnekliklerini yitirmesiyle oluşan hareket kısıtlılığı olarak tanımlanabilir. Ankilozan spondilit sadece eklemlerde değil diğer organ ve sistemlerde de nüksedebilir. Bu özelliği ile sistemik bir hastalık olarak tanımlanabilir.

Omurga hareketlerinin ve esnekliğinin kısıtlanması ve omurganın duruşundan ötürü çevre yumuşak dokularda birçok ağrı ile karşılaşılır. Özellikle kalça ile omurga birleşme yerinde (sakroiliyak eklem), yani alt bel bölgesinde gözükür. Hastalığın başlangıç sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte genetik yatkınlık önemli bir etkendir.

Ankilozan spondilit hastalarında omurga duruşunun ağrı ile kısıtlanması, kamburluk gibi sorunlara da davetiye çıkarır. Ankilozan spondilit hastalığının ilerleyen evrelerinde kişi boyun ve bel hareketlerini iyice kaybetmeye başlar. Ağrıların artması omurganın tüm hareketlerini kısıtlar, hastalar sırtlarında sopa varmış gibi hareket etmeye çalışır. Bu sebeple gerek artan ağrılardan, gerek günlük hayatın etkilenmesinden kişinin hayat kalitesi oldukça olumsuz etkilenir.

ankilozan

Ankilozan Spondilit Kimlerde Görülür?

Vücudun savunma sisteminin kendi vücudumuza açtığı savaş şeklinde ilerleyen,  otoimmün bir hastalık olan ankilozan spondilite tam olarak neyin sebep olduğu bilinmiyor. Ancak HLA-B27 genini taşıyan kişilerde görülme riskinin çok daha fazla olduğu biliniyor. Türkiye’deki  hastaların %80’i bu geni taşır, Avrupa’da ise bu oran %95-99’ları bulur. Bu veriden yola çıkarak aile öyküsünün çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Birinci dereceden akrabanızda ankilozan spondilit varsa hastalığa yakalanma olasılığınız beşte bir civarında artar. Ankilozan spondilit hastalarının çoğu, kronik bel ağrılarından ötürü ortopedi kliniğine gider, romatoloji kliniğine gitmez. Bu durum romatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeyen hastaların bel fıtığı ve fibromiyalji gibi yanlış tanılar almasına yol açabilir.

Ankilozan spondilit hastalığına etki eden faktörler:

  • Genetik faktör, aile öyküsü (HLA-B27)
  • Erkeklerde daha sık görülür
  • Hastalığın seyri erkeklerde daha hızlı ilerler
  • Zayıf bağışıklık sistemi
  • Kilo (eklemlere binen yük)
  • Sigara ve alkol

Ankilozan Spondilit Belirtileri

İlk belirtiler sabahları ve uzun süreli hareketsizlik sonrası görülen bel ağrıları ve bu ağrıların hareket ile hafiflemesi şeklinde ortaya çıkar. Ankilozan spondilit belirtileri genellikle 20 ila 40 yaş arasında görülmeye başlar. Bu belirtiler, kadınlarda daha geç gözükebilir ancak mutlaka 40 yaşından önce bulgu vermeye başlar. Ankilozan spondilit, sadece eklemleri değil tüm vücut sistemlerini etkileyebilir. Tıpkı romatoid artrit ve diğer romatolojik hastalıklar gibi alevlenmeler şeklinde seyreder. Kısaca özetlemek gerekirse;

  • 40 yaşının altında başlayan bel ağrısı
  • Sinsi başlangıçlı bel ağrısı hikayesi
  • Ağrının kronik olması (3 aydan uzun sürmesi)
  • Sabah uyanınca ve uzun süreli istirahat sonrası görülen bel ağrısı
  • Bel ağrısının ve tutukluğunun hareket ile azalması
  • Kas ağrısı (bel çevresi)
  • Omurga hareketlerinde kısıtlanma hissi
  • Diğer sistemik belirtiler

Ankilozan Spondilit Tanısı Nasıl Konur?

Bu hastalığın tanısı romatoloji hekimleri tarafından konulur. Klinikte hekim tarafından bel ve boyun omurlarınızdaki ağrıların yanı sıra ailede ankilozan spodilit öyküsünün olup olmadığı sorulacaktır. Ankilozan spondilit tanısı ancak sözlü muayene (anamnez), radyolojik değerlendirme ve fiziksel muayene ile konulabilir. Fizik muayene, hekimlerin kullandığı çeşitli hareket kısıtlılığı ve ağrı testlerini içerirken hekimler, omur eklemlerinin hareketliliğini de ölçer.

Tanı için radyolojik görüntüleme sistemi olarak MR (manyetik rezonans) kullanılır. Ancak günümüzde daha hassas bir görüntüleme sağladığı için tomografi MR’ın yerini almış ve daha iyi bir görüntüleme sistemi olarak kabul görmeye başlamıştır. MR veya tomografi ile üç boyuttan uzun süreli izlenen eklem iltihabı ankilozan spondilit tanısı için önemli bir veridir. Radyolojik görüntülemenin yanında çeşitli kan testleri de uygulanır. Özellikle kanın sedimantasyon hızı ve CRP miktarı gibi özelliklerine bakılır ancak bu maddeler her zaman kanda yükselmez. Bunların yerine kan tahlili ile HLA-B27 genine bakılır. Ancak bu genin varlığı hastalığın kesin tanısı anlamına gelmez.

  • Radyolojik görüntüleme (MR veya Tomografi)
  • Kan testleri
  • Fizik muayene testleri
  • Kronik iltihaplı bel ağrısı
  • Omurga hareket kısıtlılığı
  • Gece uyandıran omurga ağrıları
  • Göğüs kafesi tutulumuna bağlı solunum güçlüğü
  • Kalp ve damar tutulumu
  • Göz tutulumu

Şeklinde sıralanabilecek bir tanı koyma kriterleri günümüz romatoloji kliniklerinde kullanılır. 1961 yılında Roma’da romatoloji hekimleri tarafından belirlenen ankilozan spondilit tanı kriterleri de şu şekildedir;

  • 3 ayın üzerinde seyreden bel ağrısı, dinlenme ile rahatlamayan torasik ağrı ve tutukluk
  • Göz iltihabı öyküsü
  • Bel omurlarında hareket kısıtlılığı
  • Göğüs hareketlerinde kısıtlanma
  • Göğüs kafesi hareketlerinde ağrı
  • Radyolojik bulgular
  • İki taraflı sakroiliyak eklem tutulumu

Bu tanılardan 5 veya daha fazlasının sağlanması, romatoloji hekimi tarafından ankilozan spondilit tanısı konmasına yeterlidir.